Radyo Dinle


Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Radyo Dinle

Türkiye’de Radyo Yayıncılığının İlk Yılları

 

Teoman Yazgan’ın kaleminden Türkiye’de radyonun ilk yılları ve insanlar üzerindeki etkileri.

Daha ilkokula başlamadan önce, 1940’lı yıllarda, babamın özene bezene aldığı Philips marka radyodan, Gaziantep’ deki evimize kadar ulaşan şarkıları, türküleri, memleket saat ayarını ve de o ünlü gong sesini dünkü gibi hatırlıyorum. İkinci Dünya Savaşı haberlerini ustaca analiz eden ve de yıllar sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde hocam da olan Ahmet Şükrü Esmer’in o ikna edici yorumlarını, Feridun Fazıl Tülbentçi’nin hazırlayıp Adil Kürşat’ın o inanılmaz ses tonuyla sunduğu “Geçmişte Bugün” programlarındaki heyecanımı, hele hele Ayşe Abla’nın hazırlayıp yönettiği, haftada bir yayınlanan “Radyo Çocuk Kulübü” programlarını nasıl merakla beklediğimi, ya da daha o yaşlarda bile müziğe yatkın kulağımla, Muzaffer Sarısözen’in hazırlayıp sunduğu “Yurttan Sesler” korosundan dinlediğim o güzelim türküleri unutmam mümkün mü? Şöyle bir hatırlıyorum; Sarısözen Hoca’nın, bende derin izler bırakan o kendine özgü sesinden bir türkü anonsu: “Şimdi de Orta Anadolu’dan bir türkü… “Keklik idim vurdular, Kanadımı kırdılar, Daha ben ne idim ki. Anamdan ayırdılar..” Yıl 1944 falan olmalı… Bütün Türkiye’nin kulağı Ankara Radyosu’nda… Gazeteleri sorarsanız, İstanbul’dan Anadolu’ya doğru dürüst bir ulaşım sistemi yok… Haftada iki gün toplu olarak ve gecikmeli alınabiliyor. İstanbul Radyosu ise henüz yayında değil.

Şunu rahatlıkla belirtmek gerekir ki, Türk Halkı Cumhuriyetle birlikte ne öğrendiyse Ankara Radyosu’ndan öğrendi. Sözgelimi Türk Müziği’ni, Halk Müziği’ni, Senfonik Müziği, Tiyatro’yu ve belki de güzel ve doğru konuşmayı bile radyo dinleyerek öğrendi… Ta 1928’lerden âdeta bir Halk Üniversitesi.. Bugünlerin sanki bir “Açık Öğretim Kurumu…” Buna içtenlikle inanıyorum. Öte yandan Ankara Radyosu, sanatçıları, spikerleri ve teknik görevlileri için de, tam anlamıyla farklı bir okul… O kadar ki, bu ocak’tan yetişen bir spikeri hemen farkedersiniz…

Ya da dinlemekte olduğunuz “Fasıl Heyetleri”nden hangisinin Ankara Radyosu yapımı olduğu hemen anlaşılabilir. Cumhuriyet’den sonra, kültürel hayatımıza damgasını vuran, hemen hemen bütün sanatçılar bu ocak’tan yetişmiştir. Bütün bu nedenlerle, Türk Halkı’nm bugün için ulaştığı kültürel seviyenin temelinde, mutlaka Ankara Radyosu’nun çok önemli katkıları vardır diye düşünüyorum. Bu açıdan bakıldığında TRT Kurumu’nun günümüzde ulaştığı bu görkemli seviyenin alt yapısını da, yıllar boyu Ankara Radyosu’nun oluşturduğu ifade edilebilir. Sanırım böyle bir kitap hazırlamaktaki temel amacım, bu denli önemli bir kuruluşun, âdeta bir belgesel niteliğinde, yeni kuşaklara da tanıtılması, çoğu hayattan ayrılan sanatçıların, programcıların, yöneticilerin, teknik görevlilerin, kısacası emeği geçen herkesin yeniden hatırlanmasıdır. Bunun için özellikle o günkü ismiyle “Başvekâlet Matbuat Umum Müdürlüğü”nün çıkardığı aylık “Radyo” dergisinin bulabildiğim sayılarını, titizlikle incelemem gerekti. İlk sayısı 15 Ekim 1941 tarihini taşıyor.

Bilmem ki bu öyküye nereden başlamalı.. Haftanın 6 günü, Nurettin Artam’ın hazırlayıp sunduğu “Radyo Qazetesi”nden mi? Dr. Galip Ataç’ın “Evin Saati”nden mi? Falih Rıfkı Atay’ın “Güzel Türkçemiz” adlı programından mı? Ahmet M. Dranas’ın ” Şiir Sa- ati”nden mi? Haşan Ferit Alnar’ın yönettiği “Radyo Senfoni Orkestrası Konserleri”nden mi? Mesut Cemil Tel’in tambur sololarından mı? Nurettin Çamlıdağ’ın içli sesinden ya da Sarı Recep’in bağlamadaki ustalığından mı? Perihan Altındağ, Ahmet Üstün, Sabite Tur veya Mualla Mukadder Atakan’ın, o doyumsuz güzellikteki canlı yayınlarından mı? Nereden başlamalı.

Gerçekten bir döneme damgasını vurmuş yüzlerce yüce insan arasından bir seçim yapmak o kadar zor ki… Artık ne yapalım. Biraz da tarih sırasını gözeterek işin bir ucundan anlatmaya başlayalım..Ama inanmanızı isterim ki, bunları yazmaya başlarken bile kış akşamları Gaziantep’de yatılı okula dönerken, civardaki açık radyolardan ister istemez dinlediğim, Andon Efendi’nin Hüseyni Peşrevi’nden aldığım tadı aynen hissediyorum. Ankara Radyosu’ndan bütün bir Anadolu’ya yayılan “Hüseyni Faslı..,”

1970’li yılların başlarından itibaren, Türkiye Radyoları’nda meydana gelen gelişimleri, sanırım televizyon yayınlarındaki gelişmelerle beraber ele almak gerekecek… Aslına bakılırsa, televizyon yayınlarının, bu kadar kısa sürede kendini kabul ettirebilmesi büyük ölçüde, Ankara ve İstanbul Radyoları’nm alt yapısına dayanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yıllardan itibaren. Radyo ve Televizyon dünyasında gözlemlediğimiz olayları ise, ayrı bir kitap olarak ele almayı düşünüyorum. Radyo Dinle

Teoman Yazgan

Canlı Radyo Dinle

Nurettin Artam ve Radyo Gazetesi

12 Ekim 1940 yılında 20:15 de “Radyo Gazetesi” ismiyle dinleyiciye ulaşan yeni bir program, Türk Radyoculuğunda âdeta bir çığır açıyordu. Pazar’dan başka haftanın her günü, saat 20:15 de başlayıp 20:45 de sona eren “Radyo Gazetesi” adlı bu programı. Matbuat Umum Müdürlüğünden Nurettin Artam hazırlayıp sunuyordu. Nurettin Artam’ın bu konudaki yardımcıları ise, o günlerin en değerli isimleri olan Ahmet Şükrü Esmer ve Hazım Atıf Kuyucak idi. Bu üç kişi tarafından yayına hazırlanan program, günün siyasal, ekonomik ve aktüel olaylarını, uzmanlık süzgecinden geçirerek, çok sade ve anlaşılır bir dille dinleyiciye aktarırdı. İlk ciddi ve kapsamlı haber programı niteliği taşıyan “Radyo Gazetesi”, o yıllarda çok büyük bir dinleyici kitlesine ulaşmış ve âdeta tiryakilik yaratmıştı.

Artam, 1920 yılında bir yandan Vakit Gazetesinde çalışırken bir yandan da Son Saat, Son Posta, Haber ve Ulus Gazetelerinde görev aldı. O yıllarda Ankara Ulus Gazetesinde “Yankılar” isimli köşesiyle o tarihte büyük sükse yarattı. Bu arada eklemekte fayda var ki, Nurettin Artam bu programlara hazırlanırken. Matbuat Umum Müdürlüğü ve Anadolu Ajansı’ndan önemli ölçüde destek alıyordu. O günlerin Matbuat Umum Müdürü ise, daha sonra Moskova Büyükelçisi olacak Selim Sarper’di. Ve Nurettin Artam’a çok inanırdı ve takdir ederdi.

Henüz ilkokula bile başlamadığım yıllarda, İkinci Dünya Savaşı bütün şiddetiyle sürerken, bütün evlerde olduğu gibi bizim evde de, başta babam olmak üzere bütün aile büyükleri 20:15 de radyonun başına toplanırlardı. Yıl 1943 falan olmalı… Radyodan yükselen Nurettin Artam’ın giriş sözlerini dünkü gibi hatırlıyorum. “Sevgili dinleyiciler günün siyasi manzarası şöyle görünüyor…” Ve arkasından bir solukta dinlenen ciddi, tutarlı ve güvenilir yorumlar.. Anadolu’ya ulaşan başka bir radyo yayını yok.. İstanbul gazeteleri doğru dürüst ve zamanında gelmiyor. Geriye kala kala sadece Ankara Radyosu.. Özellikle de “Radyo Gazetesi”..0 günleri yaşamayanlara, bu atmosferi anlatmak çok zor.. Hatta olanaksız.. O yıllarda çocuk bile olsam, hissettiğim tatlı heyecanı, Ankara’ya bir çırpıda bağlanmanın inanılmaz keyfini inanın hâlâ özlüyorum. O günkü ilkel koşullarda, radyoculuğu bu denli ciddiye alan insanlara da sahip olduğumuz için, kendimizi çok şanslı saymalıyız.. Buna inanıyorum. 1940’lı yıllarda Ankara Radyosu’nda program yapanlar, o kadar sevilen ve tanınan insanlardı ki, gazete ve dergilerde sık sık karikatürleri bile yayınlanırdı.

İşte o günlerin ünlü sanatçısı Ratip Tahir Burak’tan, “Radyo” Dergisi’nde yayımlanan bir “Nurettin Artam Karikatürü” ve altında her akşam programı kapatırken kullandığı cümle: “Sevgili dinleyiciler, Nurettin Artam, Radyo Gazetesi’ni bitirirken, hepinize şen ve aydın geceler diler..”

Kaynak: Teoman yazgan – önce radyo vardı

Radyo Dinleme Siteleri

Radyonun lk yılları – 1800

 

1800 yıllarının sonuna doğru Reginald Fessenden kıvılcım atlama metodunun mesafesi ile ilgilenen birçok bilim insanından biriydi. Bunun iletişim konusunda büyük bir adım olacağını düşünüyordu. Kıvılcımların insan sesine taşıyacak kadar büyük bir enerji üreteceği fikrindeydi. O zamanlar kablosuz bir şekilde mesajlaşmak inanılmaz bir fikirdi. Telefon henüz icat edilmişti ve sinyal taşımak için kablolara ihtiyaç vardı. Mors alfabesi ile mesajlaşılan telgraflar meşhurdu.

Kablosuz iletişime duyulan ihtiyaç giderek artmaktaydı, özellikle deniz sanayinde iletişim sıkıntısı oldukça ciddiydi, bir gemi limandan ayrıldıktan sonra bir sonraki limana ulaşana kadar dünya ile bağlantısı kesiliyordu. Bu iletişimsizlik yol açtığı güvenlik sıkıntıları kablosuz iletişime duyulan ihtiyaç giderek arttı.

Kablolar olmadığı okyanus ötesi ile iletişime geçmek bir dönüm noktası niteliğindeydi. Özellikle bu buluşlu yapan kişi fashin radhar liseyi bitirmemiş bir adamdı. Fessenden ve Thomas Edison, New York’luları yeraltından kablolarla birbirine bağlamışlardır. Fashinden işe toprağı kazmakla başladı ama o ekipteki en zeki kişi olduğu için kısa zamanda yükseldi ve Edison’un labaratuvarında baş kimyager olarak çalışmaya başladı. Reginald Fessenden kimyadan elektrik mühendisliğine kadar olan tüm dallarda başarılıydı.

Fashinden elektromanyetik dalgaların kablosuz iletişimde bir çığır açabileceğinin farkına vardı, Ondan bir kaç yüzyıl önce bilim insanları elektromanyetik her zaman etrafımızda olduğunu ve değişik dalgalarda ışın yaydıklarını kanıtlamışlardı. Fashindpn ses taşımak için radyo dalgalarını kullanmayı seçti. Bunu yapmak için, yapay olarak radyo dalgası üretmek zorundaydı, çünkü yavaş ilerleyen ses sinyallerinin bir başlangıca ihtiyaç vardı ki, radyo dalgaları bunun için en iyi seçenekti. Bunun için kıvılcım atlama mesafesi yöntemi kullanıldı.

Ama bir problem vardı, kıvılcım yöntemi ile oluşan dalgaların ses sinyallerini taşımaları mümkün değildi ve çok kötü ses çıkartıyorlardı. Çünkü kıvılcım mesafeleri yapay ve sabittir.  Fessenden 1890 yıllarında yazdığı raporda çok az ses duyduğunu yazmış.  Fessenden bunları düşünürken bir avrupalı dünyanın gündemine oturmuştu. 12 Aralık 1901 yılında Markoni isimli bir İtalyan, mors alfabesini kullanarak atlas okyanusunun ötesine sinyal göndermeyi başardı. Bu gelişme Fessenden’i yıldırmadı.  Artık kıvılcım atlama mesafesi teknolojisinin bu dalgaları sese dönüştüreceğinden emin değildi. Sonra aklına başka bir fikir geldi; Kesintisiz sürekli dalga teorisi.

Reginald Fessenden suya sürekli taş atarsa sonu olmayan bir dalga elde edeceğinin farkına vardı. Sürekli bir radyo dalgasının insan sesi gibi bir şeyi binlerce km öteye taşıyıp taşımayacağını merak etti ve çalışmalarını bu konuda derinleştirmeye karar verdi.

Fessenden mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren bir alternatör kullanarak sürekli bir dalga yaratabileceğini düşündü ama bunu yapmak için normal alternatörlerden 100 kat daha güçlü bir alternötere ihtiyacı olduğunu gayet iyi biliyordu.  Dünyadaki bütün büyük elektrik mühendisleri ile irtibata geçip böyle bir makina yapıp yapamayacaklarını sordu, kimse yapamayacağını ama yine de deneyeceklerini söylediler.

General Electirck 1906 yılının yazında yüksek güçlü bir alternatör üretti. Ama bu bile yeterli değildi. Fashina daha güçlü akım üretebilmek için gereli çalışmaları yapmaya başladı, sonunda teorisi test edilmeye hazıdı.

Alternaterün bir ucunu mikrofona bir ucunu da dünyanın en büyük antenine bağladı.  Fessenden teorisi şu şekildeydi; bir koşu mikrofona konuşurken ortaya çıkacak ses dalgaları alternatör tarafından üretilen ve çok daha güçlü olan radyo dalgaların ile karşılaşacak, alternatör de bu birleşimi antene iletecekti. Sonra bu bileşim daha uzaktaki bir başka alıcıya ulaşacaktı, plan buydu.

Fashindon’un teorisini 1906 yılının noelinde test etmeye karar verdi. Yüzlerce km ötede Atlas Okyanusundaki gemiler birden mors alfabesinde mesaj almaya başladı. Mesaj şu idi: “Muhteşem bir olaya tanıklık etmeye hazırlıklı olun.” Bu mesaj Feshindan galmişti. Tüm denizcilerin az sonra olacaklara hazır olmasını istiyordu.

Bu inanılmaz bir olaydı. Bir ses ilk defa kablo ve teller olmadan kilometrelerce öteye gönderilebiliyordu. Fashindon sesi sürekli bir radyo dalgası üzerinden göndermeyi başarmıştı ve buna bilinen adıyla AM radyo deniliyordu. Fashinson AM radyonun nasıl çalışacağını teknoloji devlerinden önce keşfetmişti ama bu teknolojinin yaygınlaşması 1920’leri buldu ve yaygınlaşmaya başladı.

Marconi’nin radyoyu dünyaya tanıtması – 1865

Radyo buluşu Reginald Fessenden’u milyoner yapmadı ama büyük zafer elde etmişti. İtalyan rakibi Marconi onun haklı olduğunu kabul etti ve buluşu kullanmak için patentini aldı. Ama tüm bunlara rağmen, İtalyan Mucit Guglielmo Marconi ilk radyoyu icat eden kişi olarak kayıtlara geçmiştir, çünkü patenti ilk alan bilim insanıdır. İtalya’da aradığı desteği bir türlü bulamayan Marconi sonunda İngiltere’ye gitti ve burada ilk radyonun patentini aldı. Bu patent alımının ardından radyonun birçok farklı versiyonu üretildi. Tüpler ve devreler kullanılarak bambaşka bir şekil kazandırıldı. 1947’de transistorun icadı ile radyo teknolojisinde büyük bir devrim olmuştur. Bu yıllardan sonra radyo dinlemek yaygınlaşmıştır.

İlk radyo yayını 1907’de Berlin ile Kopenhag arası bir söz iletimi için kullanıldı. 1910’da Amerika’da bir müzik iletimi, 1914’te Belçika’da bir konser iletimi gibi cesaret kırıcı birkaç deneme sonrası 1920 şubatında Büyük Britanya’da başladı.

Online Radyo Dinle

Önce Radyo Vardı…

Prof. Dr. Nevzat ATLIG kaleminden, radyonun Türkiye’ye gelişi ve ülkemize olan etkileri.

Kısaca Nevzat Atılgan’ın hayatı:2004 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür ve San’at Büyük ödülü ile ödüllendirildi. Pek çok müzisyen yetiştiren Nevzat Atlığ 1985 yılından itibaren 30 yıl süre ile İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda öğretim üyeliği görevinde bulundu.

2013 yılında Yedi Renk Sanat Vakfı’nca ödüllendirilen Dr.Nevzat Atlığ en son olarak Aydın Doğan Vakfı’nca 2013 yılı Türk Musikîsine tahsis edilmiş olan sanat ödülü ile taltif edilmiştir.

Gerçekten Türkiye’de “Önce Radyo Vardı…” Ben bu konudaki gelişimin, daha çok İstanbul Radyosu bölümünü bütün benliğimde yaşadım. Ama bir kulağımız,herkes gibi daima Ankara Radyosu’ndaydı. Çünkü O tarihlerde, bütün Türkiye’yi Türk Müziği yönünden olsun, Halk Müziği yönünden olsun, Batı Müziği yönünden olsun, ya da güzel Türkçe ve Tiyatro yönünden olsun kucaklayan bir büyük yayın merkezi vardı ki, o da Ankara Radyosu idi. Bugün nasıl ki. Açık Öğretim Fakülteleri’nde uzaktan uzağa bir üniversite eğitimi yapılıyorsa, 1940’lı yıllarda da Ankara Radyosu, özellikle Türk Müziği yayınları başta olmak üzere, her konuda Türkiye’de radyo dinleyenleri eğitiyordu. Daha Antakya’daki öğrencilik yıllarımda, her gün saat 17’de Ankara Radyosu’ndan fasıl mûsikisi dinlemek benim için çok büyük bir zevkti. Bu Fasıl Heyetleri’nin, benim yetişmemde de büyük katkıları olduğunu belirtmek isterim.Sazlarda sözgelimi, bir Mesut Cemil’i, Ruşen Kam’ı, Cevdet Kozanoğlu’nu, Refik ve Fahire Fersan’ı, Hakkı Derman’ı, Şerif İçli’yi, Zühtü Bardakoğlu’nu, Osman Güvenir’i ya da Hamdi Tokay’ı nasıl unutabilirim. Tabii ses sanatkarları olarak da Celal Tokses, Tahsin Karakuş ve de Safiye Tokay’ı.

Bugün bile hâlâ yerleri doldurulamamış bu büyük insanları sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Hemen eklemek gerekir ki, Mesut Cemil Bey’in önce İstanbul’da kurup, 1938 yılında da Ankara Radyosu’na taşıdığı çok değerli kadrosu, bana göre Türk Müziği’nin kurumsallaşmasına ve gelişmesine, en az 50 yıl kazandırmıştır. Türk Halkı sözgelimi, bir Itri’yi, Sadullah Ağa’yı, Zekai Dede’yi, Dede Efendi’yi, Zaharya’yı, Şevki Bey’i ya da Hacı Arif Bey’i, Ankara Radyosu’dan öğrenmiştir. Bunun da altını mutlaka çizmek gerekiyor.

Ben, değerli Hocam Mesut Cemil Bey’den sonra,1955-1958 yılları arasında, İstanbul Radyosu Müdürlüğü görevinde de bulundum. Aynı zamanda Müzik Yayınları Şefliği de uhdemde kalıyordu. İstanbul Radyosu 1949 yılından itibaren, yani Ankara Radyosu’ndan 11 yıl kadar sonra, düzenli yayınlara başladığı için bizler Ankara Radyosu’nun deneyimlerinden, yol göstericiliğinden çok istifade ettik. Ben gerek Radyo Müdür Yardımcılığı ve gerekse Radyo Müdürlüğü dönemimde, çok değerli arkadaşlarla çalıştım. Bu tam anlamında bir ekip çalışmasıydı. Özellikle o günlerin Program Müdürü Faruk Yener, Baş Teknisyen Sabit Karamani, Tiyatro Bölümü sorumlusu Ekrem Reşit Rey, Söz Yayınları Müdürü Salih Akgöl, İdari İşler Müdürü Pertev Sungur, Baş Spiker Selahattin Küçük, diğer spiker arkadaşlarımız Tarık Gürcan, Emel Gazimihal, Doğan Soylu, Altın Terim, Dürnev Tunaseli, Baki Süha Edipoğlu ve Nedime İnan nasıl unutulabilir?

Sonuç olarak, Türk Toplumu’nun bugünkü kültür düzeyine ulaşmasında, Ankara ve İstanbul Radyoları’nın çok büyük katkıları olduğunu düşünüyorum. 1940’lı ve 1950’li yılların Türkiye’sinde, insanlarımız ne öğrendiyse bu iki radyomuzdan öğrendi. O günlerden bu günlere, hizmeti geçen bütün sanatçı, yönetici, programcı ve teknik görevlilere teşekkür borcumuz var… Buna inanıyorum.

Bizleri tekrar o güzel yıllara, o güzel radyo günlerine götüren, isimleri neredeyse tamamen unutulmaya başlamış yüzlerce değerli insanın, yeniden sevgiyle ve saygıyla hatırlanmasını sağlayan çok eski dostum, İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Görevlisi Teoman Yazgan’ı, bu geniş kapsamlı araştırması nedeniyle içtenlikle kutluyor, yeni çalışmaları için de başarılar diliyorum.


Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

Notice: Undefined index: widget_id in /home/radyoonl/public_html/wp-content/plugins/jannah-optimization/inc/cache.php on line 186

radyodinle.online Radyoların internet yayınlarını bir araya toplayıp kullanıcılara daha kolay bir dinleme imkanı sunan Online radyo dinleme Sitesidir. sitemizde değişik kategorilerde yüzlerce radyonun internet yayınları dinlenebilmektedir, kategoriler menüsünden sizin için seçtiğimiz popüler radyolara kolaylıkla ulaşabilirsiniz, dilerseniz yüzlerce radyonun listelendiği bütün Radyolar menüsünüde kullanabilirsiniz ayrıca site içi radyo ara seçeneğide diğer bir alternatiftir, eğer radyo dinlemede sorun yaşıyorsanız bize sorun bildir formunu kullanarak ulaşabilirsiniz. BİLGİLENDİRME Bu site kişisel bir web sitesi olup burda yayınları bulunan online radyolarla uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

Başa dön tuşu
Kapalı